>> Sinada Dergisi Kurucumuz Can AKBULUT ile projemiz hakkında röportaj yaptı...

Sinada Dergisi Kurucumuz Can AKBULUT ile projemiz hakkında röportaj yaptı...

Admin

Bilgi: Toplam 683 Okuma        -        Toplam Kullanılan 4 Oy        -        


-1okur1yazar projesi nasıl aklınıza geldi?
 
Ülkemizde kitap okuma oranı çok aşağılarda… Bunun nedenine eğitim sisteminin bozukluğu, denetimsizlik, kitapların pahalı olması, kişilerin yazmayı ticaret haline dönüştürmesi ve böyle sürüp giden bir sürü şey diyebilirsiniz. Ama bunun en büyük temel nedeni kimsenin elini taşın altına koymamasıdır aslında. Bu sadece edebiyat alanında değil, sanat alanında da geçerli üstelik…
 
Ben de bir yazarım.  Bir yıl öncesine kadar birkaç siteye ve bir dergiye gerek edebiyat alanında gerekse akademik hayatımdaki alanım olan eğitim yönetimi hakkında yazılar yolluyordum. Yazarlar eserlerine çocuklarıymış gibi davranırlar ve okuyucuların da eserlerine saygı duymalarını isterler.  Ama maalesef bırakın okuyucuları, yayınevleri-editörler bile gereken ilgiyi göstermiyorlar. Sonuçta da yazarlar kendilerini yalnız hissediyorlar. Bunu her yazar gibi ben de yaşamış olduğumdan elimi taşın altına koyma gereği hissettim. Öncelikle yazdığım yerler ile ilişiğimi kesmekle başladım işe. Sonrasında ne yapabilirim diye düşündüm. Bir gece böyle bir proje geldi aklıma. Ama bu doğrultuda çok fazla proje vardı. Farklı bir şey olsun istiyordum. Özellikle de isminin farklı olması gerektiği bilincindeydim. Bilmem inanır mısınız ama bu 1okur1yazar ismini bulabilmek için aralıksız 13 saat düşündüm. Ve en nihayetinde de buldum.
 
“Projeye sanatı eklemek nereden esti?” diye soracak olursanız; ikinci romanım için farkındalık yaratmak adına karakalem çalışmalar kullanmak istemiştim zamanında. Bu nedenle bazı sanatçı arkadaşları tanıma şerefine ulaştım. Hepsi o kadar değerli, o kadar alçakgönüllü kişilerdi ki… Ve de çok yeteneklilerdi. Ancak hak ettiği ilgiyi göremiyorlardı. O zamandan beri kendime bir söz verdim ve onları, onların aracılığıyla tanıtabiliyorsam ne kadar sanatçı varsa hepsinin reklamlarını bedava yapacaktım. “Neden bu projede olmasın ki?” dedim ve Edebiyat-Sanat-Kültür sitesi formatında bir proje ortaya çıkardık.
 
-Beklediğiniz ilgiyi gördüğünüz mü?
 
Çok şaşıranlar oldu. Ben de bir yazardım ve başka yazarları tanıtıyordum. Ama beni tanıdıklarında ne kadar samimi olduğumu gördüler zamanla. Beklediğim ilgiyi fazlasıyla gördüm. Özellikle projemizde yazmak isteyen çok sayıda yazar oldu. Nasıl olmasın ki? Onların dilinden konuşan yayıncı-yazar karışımı biri vardı karşılarında. Özellikle de genç-yaşlı fark etmeden saygı duyan bir yayıncı-yazar…
 
-Proje çerçevesinde kaç kişiyle temas kurdunuz?
 
Böylesine bizim için kutsal bir amacı olan proje için asla tek başıma yola koyulmak doğru olmazdı. Bir ekip kurmam gerektiğinin bilincindeydim.  Editörler alacaktım. Bu nedenle sosyal medyayı kullanıp duyurular yaptım. Bu iş gönüllülük esasına dayanan bir işti. Ve öyle bir devirdeydik ki parasız kimse kimseye bir şey yapmazdı. Ama bu durum söz konusu kitap ise asla geçerli değildi. Benim tek kriterim okumayı sevmeleriydi gelecek editörlerin. Nitekim öyle de oldu. Birbirinden değerli editörler ile tanıştım. Aramızda bir iş bölümü yaptık ve yola koyulduk. Size kaç kişiyle temas kurduğumuzu söylemem gerçekçi olmaz. Ama yazar-yayınevi-editör dahil olmak üzere bin kişiden fazla olduğunu söyleyebilirim.
 
-Sitenin okunma ve ziyaret edilme sıklığı nedir?
 
Yeni kurulmuş bir projemiz var. Yakın gelecekte hedeflediğimiz ziyaret sıklığı bundan daha fazla olmakla birlikte şu aralar günlük iki bin ve üzeri olarak yolumuza devam ediyoruz.
 
-Böyle bir site fedakârlık istiyor. Hangi zorluklardan geçtiniz?
 
Hem de çok büyük bir fedakârlık istiyor. Gerek maddi, gerekse manevi anlamda… Bizler değişimden yanayız. Bu nedenle sitemiz sürekli olarak görsel anlamda ve eklenen modüller anlamında yenileniyor. Bu da tabii ki işin maddi boyutunun artması demek. Ancak yazarlarımıza bunu yansıtmamaya özen gösteriyoruz. Çektiğimiz zorluklar zaman anlamında oldu. Yani yeterli vakit ayırabilmemiz için sosyal hayatımızdan fedakârlıklar yapmak zorunda kaldık. Ama editörlerimiz sağ olsun bana bunları yansıtmadan işlerinin hakkını vererek yaptılar ve yapmaya da devam ediyorlar.
 
-Belirli bir kitleye ulaşıldığını görüyoruz. Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
 
Biraz önce de bahsettiğim gibi bizler değişimi, yeniliği seven bir ekibiz. Birden fazla hedefimiz var. Bunları yazarlarımız biliyor. Ancak sizler için bırakalım sürpriz olsun. Bizi takip etmeye devam edin yeter.
 
-Yazmak nasıl bir serüven? Tavsiye eder misiniz?
 
Bu sorunuza bir dergi için yazmış olduğum “İşte Reçete!” başlıklı yazımın son paragrafını kullanarak cevap vermek istiyorum.
 
İnsan yazmalı. İçindekileri dökmeli kâğıda. Kaleminden nefreti de çıkmalı, mutluluğu da.. Ümidi de çıkmalı, hayal kırıklığı da... Ne olursa olsun, nerede olursa olsun, aklından ne geçerse yazmalı. En basitinden bir günlük tutmalı. Günlük sadece okul yıllarında kalan bir alışkanlık olmamalı. Stresliyseniz -ki bu zamanda olmamak gerçekten yetenek ister- yazın. Görecekseniz nasıl rahatlıyorsunuz. Çünkü içinizde olmayacak o problemler, dertler. Yazdıktan sonraki ferahlık her şeye bedel olacak…