>> Kitap İncelemeleri

Son Nefeste Doğmak

OSMAN KAYACAN . - 15.06.2017 13:22:28

Bilgi: Toplam 342 Okuma        -        Toplam Kullanılan 1 Oy

Son Nefeste Doğmak


Ring...Ring...Ring...
''Merhaba Gökhan!''
''Osman emanetin bende, haberin olsun!''
 
Ala, demek Mustafa bana yeni romanını gönderdi.
Gökhan'ın tam karşısında iftara davetliyiz, iftar öncesi Gökhan'a uğrayıp kitabımı aldım.
Evde televizyon sehpasına bıraktım, göz önünde olsun diye, yoksa ben kesin yine unuturum okumaya.
 
Sabah oldu, kitabı aldım ve kanepeme uzandım. Bakalım kitabın içindeki mürekkep ağzımın tadına göre mi, yoksa tadı ekşi mi? Hade bakalım, ön söz var mıydı, hatırlamıyorum. İlk otuz sayfada mürekkep ustasının hünerlerini anlayacaktık.
 
İlk otuz sayfayı okunmuş bulundum. Tam yanımda bulunan siyah cam masaya bırakacaktım, hade bir sayfa daha okuyayım dedim. İşte onu yapmayacaktım. Bundan sonrası mürekkebin tadı değişti. Farklı idi. Daha leziz sanki. Ama kalkmalıyım, hem daha işe gidecektim.
 
Kanepemden kalktım ve işe gitmeye hazırlandım. Omuz çantamı aldım, içine cep telefonumun sarjı aletini, kulaklıklarını koyduktan sonra, yeni tadını merak ettiğim romanı da yanlarına ekledim!
 
İş yerim uzak değil, hemen aşağıda sahilde bulunan şirin bir restoran.
İş çok, bugün 12 saat bulaşık yıkayacağım!
 
Ramazan olduğu için iş yoğunluğu daha başlamamış ve meydancı arkadaş da bana yardımcı oluyor.
Bende hayliyle romanımı bıraktığım yerden devam ediyorum.
 
Bir ara romanın kahramanı olan Gökhan'ın aptalca çaresizliği beni güldürdü. Yani, bende de restoranın dinlenme alanındayım, tek değilim yani! Restoranın iskele bölümündeki camları silen Romen kadın ekibi beni deliymişim gibi yukarıdan aşağı süzdü, amaan, boşver. O an gülmek bana iyi geldi doğrusu.
 
İçeride tabaklar birikmişti bu ara, bende okuduğum sayfa arasına bir kağıt parçası yerleştirip içeri girdim. Tabakları elle yıkıyorum. Bir yandan tabakları yıkıyorum, bir yandan hikayenin devamını merak ediyorum. Oui, tabaklar şimdilik bitti. Tabak tezgahın yanındaki rulo peçete ile ellerimi kurulayıp, tekrar dışarı çıkıyorum. Hade oğlum, okumaya devam. Kitabın içinden gelen o leziz koku beni heyecanlandırdı.
 
Yine tabaklar birikti. Kağıt parçasını okuduğum sayfaya yerleştirip, iftar saatinde yoğunluk başlamadan önce hemen tabakları hal etmeliyim. Tabaklar bittikten sonra, kaptaki sıvı sabunu değiştirdim, yine ellerimi tezgahtaki rulo peçete ile kuruladım ve beklemeden yine dinlenme alanına çıkıp kitabı bıraktığım yerden okumaya devam ettim.
 
Mürekkebin hafifliği beni 1915 ile 2015 arası zaman yolculuğunda uçurup durdu. Hem okuyorum, hem de bir sonraki sayfayı merak ediyorum. Okurken bir yandan oturduğum yerden kafamı uzatıp bulaşık haneye göz atıyorum, diğer yandan soluksuzca okumaya devam ediyorum.
 
200 küsür sayfa'yı ne ara, ne zaman okuduğumu anlayamadım.
 
Son Nefeste Doğmak romanı beni zaman zaman güldürdü, zaman zaman ağlattı, hem de hıçkırıklara boğarak. Ağladığımda Ahçı başı Ertan usta yanımda oturuyordu ve sağ olsun beni ayıplamadı.
 
Mustafa Sefa Güvenir'in son romanını şiddetle tavsiye ediyorum. Mürekkep ustaları kıskandıracak bu leziz şah eserine bol bol sihir katmış. Okuyucu zaman ve mekan arasındaki o büyüleyen lezzetine doyamayacak!
 
Osman Kayacan


Özgeçmişi


1972 Adapazarı doğumluyum. 1972 ve 1995 arası Almanya'da ikamet edip, ilk-orta-lise ve daha sonra iki yıllık yüksek okulu okuduktan sonra ailece kesin dönüş yaptım. Şimdi inşaat sektöründe faaliyet gösteriyorum. Bildiğim bileli dünya meselelerine ilgim ve alakam olmuştur. Yazı yazmayı ve resim çizmeyi de çok severim ve zamanım oldukça bir kaç kelam yazarım, ya da bilgisayarım ile bazı resim çalışmalar yaparım.

Evliyim ve iki erkek çocuğu babasıyım.

Saygılarımla
 


İlk Yorum Yapan Siz Olun...
Adınız   :
E-Posta   :
Yorumunuz