>> Köşe Yazıları

ÖLÜMDEN GEÇENLER

AYTEKİN MEHMET ARSLAN . - 25.08.2017 23:01:44

Bilgi: Toplam 63 Okuma        -        Toplam Kullanılan 1 Oy

 
ÖLÜMDEN GEÇENLER
 
Ölüm hayatın içerisindeki en büyük gerçekliktir.  Çünkü onun sona ermesi anlamına gelir.
*
 Yaşamıyor olmak, henüz canlılığını koruyan birisi için pek de anlaşılabilir bir durum değildir. İnsan bir olayı anlayabilmek için kendisini onun içerisinde var sayabilmeye mecburdur. Oysa ölüm gerçek bir bilinmezliktir. Ve canlılığın içerisinde nasıl olursa olsun bir çeşit anlamsızlıktır.
*
 Ölüm artık var olamamanın mantığıdır. Kabul edilemez bir gerçekliktir. Bu sebepten onu yok saymak ve boş vermek, kendi içerisinde en kolay olandır.
*
 Düşünün bir kere. Günümüz şartlarında insan ömrü yüz yıldan daha kısadır. Ve şu an itibari ile düşünürsek, dünyada en az beş milyar insan yaşamaktadır. Ve önümüzdeki yüzyıla eriştiğimizde, yani bu günden yüz yıl ilerisine gittiğimizde, bu insanların hepsi yok olacaktır. Yani şu kesin bir sözdür ki dünya da yüz yıl içerisinde neredeyse beş milyar insan ölecektir. Asıl önemli olan ise onların içerisinde benim de olmamdır. Ve şu anda beni okumakta olan sen ey sevgili okurunda bu kehanetin dışında kalamayışıdır. Bir gün mutlaka öleceğimiz apaçık bir gerçektir. Ve bunun nasıl olacağının ya da ne kadar acıtacağının da net bir bilgisi hiç kimse de yoktur.
*
Ölüm gerçektir. Ve bu haliyle de hayatın sonsuz olmadığının ispatıdır. Bu sebepten yaşantı içerisinde insanları kıracak ya da kötülük yapmaya değecek bir duruşun gerekli olmadığını ortaya koyar.
*
Biz bu hayatın sahibi değiliz. Dolayısıyla da onu gereğinden fazlaca önemsemek bizi anlamsızlaştıracaktır.
*
Daha huzurlu bir yaşam için ölümün gerçekliğini bilmek ve kabul etmek şarttır. Ama bundan sonra da hayattan tamamıyla vazgeçmek de, sadece zayıflığınızı ortaya koyar. Ama sizi şekillendirip daha iyi bir insan olmanızı sağlarsa da, gücünüze güç katar.
*
 Ölümün gerçekliği acı verir. İnsana vurulmuş bir darbedir. Yakınını ya da sevdiğini kaybetmek çok zordur. Ama bundan öğrenilecek çok fazla da gerçek vardır.
*
Hayatın ne olduğu ya da ne anlama geldiği ancak ölümün varlığı tam manası ile belirginlik kazandığında açığa çıkar. Bu acıya katlanan, artık daha dürüst ve kaliteli bir yaşama kavuşur. Katlanamayansa isyan eder. Eskisinden de kötü olur.
*
Olgunluk ve kalite güçlü olanın hakkıdır. Güç, acıya katlanabilirlik ile ölçümlendirilir. Hakkını alan insan, ölümün varlığından çıkardığı mana ile hayatı ya anlar, ya da ondan tamamen kopar.
*
Ölüm ancak ölen için hayattan kopmaktır. Bu durum o insanın yapabileceği her şeyi, artık yapamayacağı anlamına gelir.
*
Ölüm, gerçek bir zayıflık ya da aciz kalmışlıktır. Hayatta canlı olan hiçbir şey, bir ölüden daha aciz olamaz. Ve ölüm birden bire gelir. Ölen az önce her şeyken, bir anda hiçbir şey oluverir. Ve bu haliyle de hayatında ona bağlı olan ve varlığıyla anlam kazanan ne varsa, hepsine de zarar vermiş olur. Bu durum, onlar için gerçek bir kötülüktür. Ama aslında ölenin, bu yok oluşta en ufak bir kabahati de yoktur. Çünkü kimse, normal bir mantıkla hareket ettiğinde, kendi hayatına son vermek istemez.
*
 Ölüm gerçektir. Hayatın son bulması anlamına gelir. Ve öldükten sonra ne olacağının, inançlar ötesinde asla gerçek bir ispatı da yoktur. Bu sebepten ölümün bilinmezliğinden faydalanarak ortaya atılan varsayımlar çok fazladır. Neye inanacağınız size kalmış bir durumdur. Ama bir bilinmezlikten yola çıkıldığının ispatı, inançsal varsayımların çokluğunu belirginleştirir.
*
Ölümün bir sonlanış oluşu, büyük bir kabullenilmezlik duygusunu da beraberinde getirir. Bu sebepten çok fazla inançsal duruş, size mantıklı gelebilir. Doğru olanı bulmak da aslında sizin ne kadar doğru bir insan olduğunuzun göstergesidir. Sonuçta siz de bu çarkın içerisindesinizdir. Olayın dışından bakabilen ama aynı zamanda içinde yer alabilen bir bilgelikte var olabilmeniz gerekir.
*
 Ölüm gerçektir. Buna rağmen hayat yalan değildir. Ama içerisinde kötü olmaya değecek kadar ölümden daha üstün olamayandır.



Özgeçmişi


Yazar 08.08.1979 tarihinde Kırşehir’de doğdu. Yazar öğrenim hayatını anadolunun pek çok şehrinde tamamladı. Son olarak Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünü dördüncü sınıftan terk etmiştir. Bir süre müzisyenlik ve dövüş sanatları eğitmenliği yapmıştır. Yazar iyi derecede bağlama çalmakta ve pek çok farklı dövüş sanatında ustalık seviyesinde yeterliliğe sahiptir. Şu anda özel bir bankada memur olarak da çalışmakta olan yazarın ilk kitabı olan AŞK TANIMLARI (deneme) 2007 yılında, ikinci kitabı KELEBEKLERİN ÖLÜMLÜLÜĞÜ (hikâye) 2009 yılında, üçüncü kitabı ÜNLEMLER (makale) 2011 yılında ve son kitabı olan HER MASAL GEÇMİŞTE YAŞANMIŞTIR (roman) kitabı 2013 yılında yayımlanmıştır. 


İlk Yorum Yapan Siz Olun...
Adınız   :
E-Posta   :
Yorumunuz