>> Kitap İncelemeleri

Nietzsche Ağladığında

HILAL CETINKAYA . - 20.11.2016 14:24:10

Bilgi: Toplam 332 Okuma        -        Toplam Kullanılan 1 Oy

Kendi alevinde yakmaya hazır olmalısın kendini
Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki ..
 
Kendisi ve hayatla yüzleşmekten çekinmeyenlere..
 
Yalom. Bir psikiyatr ve her hastasının benzersiz hikayesi olduğunu düşünerek her birine farklı tedavi yöntemi uygulamak gerektiğine inanmış.Bu kitabında da insan duygularını bir kurmaca halinde sunarak öğretici bir roman tasarlamış.
 
Duygular bir nevi içsel yaşama tutunma.Bizim için yaşamın rengini belirleyen zaman zaman zihinle karşı konulmayacak bir savaşa giren insan doğasının nirengi noktaları.  Kitabın ana temasını oluşturan da bunlardan biri ; ümitsizlik. Nietzsche, Breuer ile girdiği yaşam ve kendisi ile yüzleşme olan hasta-doktor rolünde duygulara hükmedecek gücü kazandığımızda ödülümüzün büyüme olacağını söylüyor. Sürekli olarak büyümenin rahatlamadan daha önemli olduğunu ve ümitsizliğin öz farkındalık uğruna ödenen bir bedel olduğunu da ekliyor.
 
Breuer’in Bertha’ya uygulamış olduğu ‘baca temizliği ’diye adlandırdığı tedavi yöntemi kişinin geçmişi ve yaşadıkları ile yüzleşmesinde onu özgürleşmeye götüren yolda bir çıkış kapısı olarak aralanıyor. Nietzsche’nin bilinç dışında biriktirdiklerinin bilinç düzeyine çıkarmasına yardımcı olurken onun kendine daha yakın olmasını da sağlıyor. Bunu yaparken Breuer bu hasta-doktor rolüne öyle kendini kaptırıyor ki doktorluğundan çok kendi saplantılarının tedavi edilmesine izin veriyor hatta rüyalarında gördüklerinin imgelediği şeylerin çözümlenmesinde Nietzsche den yardım alıyor.
Öte yandan Nietzsche’nin yalnızlığı , kendisinin yarı yaşında bir kıza duyduğu cinsel arzusu , sevmenin ve sevilmenin açlığı geleneklerine bağlı yaşayan Breuer ile tartışmalara yol açıyor. Nietzsche” cinsel arzuyu, aslında karşıdaki insanın zihni ve bedeni üzerinde mutlak hakimiyet kurmak için duyulan arzudan ibarettir,” diye tanımlarken Salome'ye yazdığı mektuplarda- insanın aslında özlemini duyduğu ama- ulaşamadığı bastırılmış duygularını bütün öfke ve nefreti ile dile getiriyor. Çektiği acıya karşısındakinin sebep olduğunu söyleyip suçluluk duygusunu üzerinden atıyor. Kim bilir belki de dediği gibi “arzu edilenden çok arzu edilene aşığızdır” sözünü en çok da kendi benimsiyor.
 
İnsan doğru zamanda yaşamazsa doğru zamanda ölemez.”
“Ölümsüz olan bu yaşamdır, bu andır. Yaşarken yaşayın !”
Diyerek yer yer okuyucuya ne ileri bakmanın ne geriye bakmanın bir yararı olmayacağı hatırlatılıyor. Beklentileri en aza indirmek ,doğaya uyum sağlamak ,geçmişin ağırlığından sıyrılmak, anda yaşamanın yordamını bilmek mutlu olmak adına büyük bir adım değil midir ki zaten?

Yürüdüğün yolda tek ödevin” kendin olmaktır.”” Güçlü ol yoksa büyümek için hep başkalarını kullanmak zorunda kalırsın “Başkaları ile ilişki kurabilen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Kişinin kendi çabasıyla kendini araması ,keşfetmesi ve hakikatler ile yüzleşmesi adına güzel bir yolculuk yaptım ben bu kitapla. Okurken kendinizi satırlarda değil hayatınızı sorgularken bulacaksınız şiddetle tavsiye ederim.  
sevgi ile kalın (:


(1okur1yazar Yönetimi: Yayınlanan yazılar yazarların sorumluluğundadır.)
 


Özgeçmişi


Her yeni gelen hükümet, sistemin isteklerine göre bir kısım insanı dışarıda bırakıyor. Üstelik bu gidişatı değiştirebilecek tek şey eğitimken ben de farkındalık yaratabilmek adına yazmaya koyuldum. Yazmak benim için ilkokuldan beri süregelen içimdekilerin özgürce dışavurumu bir nevi baca temizliği. Bugün hala o çocukken yapılan kompozisyon yarışmalarında hediye edilen kitaplarımla karşımdakine bir şeyleri anlatmak, bireysel değerinin farkındalığını yaşatabilmek, onların bakmadığı ya da bakmaktan kaçtığı penceredeki dünyayı onlara gösterebilmek için çabalamakta olan eleştirel düşünce gücünden yoksun olmayan, dil duyarlılığına sahip okur yetiştirmek için yola çıkmış bir öğretmenim ve Tabi ki okumayı, müziği alternatif tıptan sayanlardanım. 
 


İlk Yorum Yapan Siz Olun...
Adınız   :
E-Posta   :
Yorumunuz