>> Söyleşi (Akademisyen)

İstanbul Organize Suçlar Şubesi Kurucusu Dr. Adil Serdar Saçan

Admin - 28.08.2014 17:52:23

Bilgi: Toplam 542 Okuma        -        Toplam Kullanılan 1 Oy


1985 yılında Polis Akademisi’nden birincilikle mezun olmuş Adil Serdar Saçan. Aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Kamu Yönetimi üzerine yüksek lisans eğitimine başlamış. Sonrasında aynı bölümde doktora eğitimini tamamlamış. Yetmemiş 1987 yılında üniversite sınavına hazırlanarak İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazanmış. Bir yandan polislik görevini sürdürürken, diğer yandan hukuk eğitimini başarılı bir şekilde tamamlamış. Uzun yıllar ülkenin çeşitli yerlerinde polislik görevi icra ettikten sonra avukatlık ruhsatnamesini alarak avukatlık görevini sürdürmüş. Çalıştığı her alanda başarılı işlere imza atan Adil Serdar Saçan ile toplumumuzda kadının yeri, önemi, hakları ve sorunları üzerine sohbet ettik.
 
  Adil Bey, bir erkek olarak, sizce toplumumuzdaki kadınların en büyük sorunu nedir?
 
  Toplumumuzdaki kadınların en büyük sorunu cinsel ayrımcılığa maruz kalmalarıdır bence. Mafyası ağırlıklı bir toplumda kadın olmak başlı başına bir sorundur. Kadını erkeğin tali unsuru olarak görüp, sömürü düzeninin en ağır biçimini onun üzerinde uygulayan ve bunu gelenek, örf ve dine dayandıran toplumlarda kadın olmak dem ve ıstırap sahibi olmaktır.
 
  Peki, ailesinden ya da eşinden şiddet gören kadınların ne yapması gerekir?
 
  Şiddet kelimesinden ne anlamak gerektiği üzerinde durulmalıdır önce. Hakaret, sövme, aşağılama, dövme, kapatma, tecavüz, taciz, hakkını yeme, ayrıma tabi tutma, eksik akıl sahibi olarak görme vb. tüm tutum ve davranışların şiddet kavramı kapsamında ele alınması gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda şiddete uğrayan kadınların yapabileceği çok az şey olduğuna inanıyorum. Asıl sorunun kadınların ne yapmasında değil, aydınların, toplumun, devletin ne yapması gerektiğindedir. “Mağdur edilmiş kadın” kavramının sözlükten silinmesi gerekmektedir. Daha doğru biçimiyle “kadın olduğu için mağdur edilmiş birey” kavramı ortadan, hafızalardan, alışkanlıklardan, yaşamın her biçiminden ve her yerinden kalkmalıdır. İnsana duyulan saygının pozitif bir ayrımcılıkla kadına ve çocuğa saygı duymakla başlaması gerekmektedir. Toplum şiddete uğrayan kadınlara her türlü maddi, fiziki ve psikolojik desteği vermek üzere programlanmalıdır.
 
  Ülkemizde ‘Kadın Hakları’ adına birçok çalışma yapılıyor. Size göre bu çalışmalar yeterli midir?
 
  Asla yeterli değildir. Türkiye’de kadın ve çocuk hakları için hiçbir şey yapılmamaktadır. Okullarda başlaması gereken ciddi bir eğitim konusudur bu. Ve maalesef hala başlatılmamıştır. Kadına ne kadar hak verilirse, lütfedilirse o kadarına layık görülmektedir. En kötüsü de kadınların büyük bir kısmının bu durumu kanıksamış oldukları gerçeğidir.
 
 
  Siz olsaydınız ‘Kadın Hakları’ için ne gibi çalışmalar yapardınız?
 
  Okul öncesi karma eğitimden başlanmalıdır. Kadın ve çocuk haklarının tüm çocuklara eğitim olarak verilmesi gerekmektedir. Kadınların erkeklerden farklı, zayıf ve yetersiz yaratıklar değil de bilakis en az erkekler kadar yetkin ve birey olduklarını okullarda öğretmek zorundayız. Toplumun aydınlanmasının kadından geçtiği düşüncesiyle kadınlara erkeklerle aynı oranda olanaklar sağlamalıyız. Örneğin parlamentonun yarısı kadınlardan oluşmalı, iş yerlerinde en az yüzde elli kadın istihdam edilmeli, “ev hanımı” kavramı ortadan kaldırılmalı, kadının ekonomik özgürlüğü için pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Sonrası kendiliğinden gelecektir.
 
  Ülkemizde fuhuş batağına düşmüş birçok çaresiz kadın var. Bu durumun önüne geçebilmek adına neler yapılabilir sizce?
 
  Bu mesele kadının ekonomik özgürlüğü ile ilgilidir. Kadınları olmaları gereken ekonomik düzeye çıkarabilirsek fuhuş olaylarının sayısı oldukça azalacaktır. Yalnızca polisiye tedbirlerle ya da kadına barınak sağlamakla fuhuş sektörünün ortadan kalkmayacağı tecrübe edilmiş bir gerçekliktir. Toplumda seks konusunun iyi anlaşılması ve bu konudaki tabuların yıkılması durumunda fuhuş yalnızca fantezi boyutunda kalacaktır.
 
  Ülkemizde ki kadın – erkek eşitliği ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
 
  Eşitliği bırakın aradaki mesafe en az yüz yıl kapanamayacak kadar erkek lehine açıktır.
 
  Peki, kendilerini geliştirmek adına, ülkemizdeki kadınlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
 
  Kadınların kendilerini geliştirmeleri kültür ve sosyoekonomik olgunluk düzeyleriyle ilgilidir. Toplum kadına gerçek değerini verdiğinde kadınlar kendilerini en az gelişmiş ülke düzeyindeki kadınlar kadar geliştirebileceklerdir.
 
   Hep kadınlardan konuştuk. Aslında işin diğer ucunda da erkekler var. Söz konusu ‘Kadın Hakları’ olunca erkeklere düşen görevler ne olmalıdır?
 
  Erkekler bu hakları sağlayacak olan kesimdir. Şu anda tüm yönetim ve karar mekanizmaları kadınların ellerindedir. Kadınlara bakış açısının değişmesi feodal ve ataerkil yapıdan demokratik ve kadın ağırlıklı yapıya geçişin sağlanması gereklidir. Bunun için de bu alanda bir devrim gereklidir.
 
  Polislik yaptığınız yıllarda birçok deneyim kazandınız. Bu deneyimlerinize dayanarak soruyorum, sizce fuhuş operasyonları başarılı bir şekilde sonuçlanıyor mu?
 
  Çoğunlukla polis operasyonlarını başarısız buluyorum. Amaç fuhuş organizasyonu yapanların çökertilmesi olmalıdır. Hukuki anlamda da fuhuş tanımı değişmeli, para karşılığı çalışan kadınlar suçlu sayılmamalı, bunu organize edenlere ağır cezalar öngörülmelidir. Her şeyden önemlisi fahişe dedikleri kadını yakalayan, soruşturmaya tabi tutan ve karar verenlerin tamamına yakın bölümünün erkek olması en büyük sorundur bence.
 
  Kadınların fuhuş batağına düşmesindeki sebepler nelerdir?
 
  Kadınların fuhuş batağına düşme sebebinin ekonomik yetersizlikleri yüzünden olduğunu düşünüyorum. Aile baskısı, toplumun cinselliğe bakış açısı, kadının sömürüsü gibi sebepler de bunda etkili olabilir.
 


İlk Yorum Yapan Siz Olun...
Adınız   :
E-Posta   :
Yorumunuz