>> Köşe Yazıları

HASETLİK ÜZERİNE

AYTEKİN MEHMET ARSLAN . - 17.12.2017 14:56:25

Bilgi: Toplam 47 Okuma        -        Toplam Kullanılan 1 Oy

 
HASETLİK ÜZERİNE
 
Haset insan, başkasının başarısını istemeyendir. Bu tavır aslında her haliyle bir başarısızlıktır. Bu sebepten haset insanla yarışmanın da bir manası yoktur. Çünkü o zaten fazlasıyla zayıf ve yetersiz bir tabiattadır.
*
 Başkasının başarısına kıyasla kendi varlığını tanımlama ihtiyacı içerisinde olan herkes, özünde olabildiğince zayıftır. Başarının insanın kendisine bağlı ve ait olduğunun farkında bile olmayan bu insanlar, oldukça da akılsızdırlar.
*
 Başarı ya da güç, elde edilmesi kolay olmayan ve belirgin bir emeğin karşılığı şeklinde algılanması gereken bir kavramdır. Çalışmak ve karşılığında bir şeyler elde etmek, sahip olunan başarının en genel tanımı oluşturur. Burada haset bir insan olmanın en temel koşulunda, bu emek ve sonucunda bir şeyler elde etmiş olma başarısını hiçbir zaman için tam olarak benimseyememiş olmak yatmaktadır.
*
 Haset insanlar hayatları boyunca hiçbir zaman belirgin bir emek harcayıp ta sonucunda benimseyerek sahiplenebilecekleri kadar büyük güzelliklere sahip olmamışlardır. Onlar elbette ki ömürleri içerisinde bir şeyler elde etmek için çabalamışlardır. Ama elde ettikleri kavramların hem pek bir önemi hem de yeterince faydası olmamıştır. Öyleyse onlar neden başarılı olmak için çaba harcarlar. Çünkü onlar kendilerini başkalarıyla kıyaslar ve hiç kimseden daha aşağı kalmak istemezler.
*
 Başarı onlar için başkaları tarafından küçümsenmemek şeklinde algılanmaktadır. Belki de bu sebepten başkalarını küçümsemekte hiçbir sakınca görmezler. Ama aslında başkaları onların hayatları içerisinde hiçbir zaman tam olarak var olamaz. Yani kendileri ile baş başa kaldıkları vakit, hayatlarında artık başkalarının varlığının hiçbir önemi kalmadığında, ne kadar büyük yerlere gelmiş olurlarsa olsunlar; benliklerini yine anlamsız ve yetersiz hissedeceklerdir. Çünkü onlar hayatlarında var ettikleri başarının gerçekte olması gereken sebebinden uzaktırlar.
*
Başarı gerçekleşme sebebinde, kendinden başka gerekçe ortaya koyamaz. Bunun içinse onun tam manası ile bilinmesi şarttır. Bu sebepten bilgisizlik ya da başka bir deyişle cehalet, hasetliği doğurur.
*
 Başarıyı bilmek, onu gerçekten emek harcayarak yaşamakla gerçekleşir. Hayatta dikkat ederseniz hep cahil insanlar başkalarının başarılarını çekemezler. Ve aslında onlar bu cehaletleri ile de yaşamlarında büyük başarılara ulaşabilme imkânına erişemezler.
*
 Haset insan kendi başarısını, başkalarının varlığına bağımlı olarak düşünme telaşında olandır. Ve aslında o, kimsenin kendisinden daha üstün olmasını istemeyecektir. Çünkü zayıftır. Ve bu sebepten de o, aslında etrafındakilerin kötülüğünü umacak kadar yanlış tabiatlıdır. Kötülük, onun zayıflığından kaynaklanmaktadır. Zira iyi olanı seçebilmek için hayatta güçlü durmak gerekmektedir. Zayıf olan insan, başarılı olabilmek için çabalama gereğini de yerine getiremez. Bu sebepten başarının aslında insanın sadece kendini ilgilendirir bir şekilde gerçekleşmesi gerektiğinin de farkında değildir. Dolayısıyla kendinden daha üstün olana karşı hasetlik duyacaktır.
*
Haset eden insan özünde zayıftır. Zayıflığı sebebiyle başarılı olmak için çabalayamaz. Ve aslında başarılı olmak için çabalayamadığından zayıf kalmıştır. Ayrıca iyilik yapabilecek kadar da güçlü duruşa sahip olamaz. Aynı sebepten kaynaklanan başarısızlık ve kötülük birbirini destekler. Ve sonucunda ortaya çıkacak halin adı hasetliktir.
*
Gerçekte insanlara karşı sevgi duymayanlar, kendi gelişimlerinde hasetlik duygusunu bir tetikleyici olarak kullanmayı yeğlerler. Sevgisiz bir insanın hayata karşı olan hırsı, onu sürekli olarak kendisini başkaları ile kıyaslayan ve bu şekilde ölçümlendiren bir yapıya büründürür.
*
Hasetlik, insanın başarı kavramını tam olarak anlayamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Başarı ne için gerçekleştiği bilinen ve bu haliyle de takdir edilen bir yapıda olmalıdır. Bunun içinse elbette ki sahiplenilmelidir. Sahiplenilen başarı, gerekçesinde insanını mutlu etmelidir. Çünkü mutluluk veren başarılar özünde iyiliğe dayanır. İyilik her zaman için başkalarını da etkilemekte olandır. Çünkü insan sadece kendi kendisine iyilik yaparsa, bunun asıl adı bencillik olur. Bencil insanların en fazla önemsedikleri şey, sadece kendi menfaatleridir. Ve bu uğurda girdikleri hayat mücadelesinde, hep başkalarının tavırlarını kontrol altında tutmak zorunda kalırlar. Dolayısıyla diyebiliriz ki ancak iyi olan insanlar, başkalarının üstünlüklerini kıskanma yani hasetlik etme gereği duymazlar. Yani aslında hasetlik duymayan insanlar, özünde iyi olmak durumundadırlar. Ve iyiliklerinin bir sonucu olarak da kendi hayat mücadelelerinde başkalarının mutluluğu için de emek harcamanın gerekliliğinin farkındadırlar. Ve onlar eninde sonunda da hayatta istedikleri yerlere gelecek olanladır.
*
  Başarı özünde iyiliğe dayanıyorsa, insanı haset olmaktan uzaklaştırır.
*
Başkalarına da iyilik yapabilme güzelliğinde olamayan, eninde sonunda hasetliğe düşecektir. Ve aslında hasetlik özünde bencillikle birlikte şekillenmekte olan bir kavramdır.
*
Sadece kendisini düşünerek var olma telaşında olan bir insan, asla başkaları için de iyilik yapabilme gücünü kendinde bulamaz. Oysa iyilik en çok başkaları için yapıldığında kendi anlamına uygun olan tanımlara kavuşur. Ve bu sayede insanı hasetliğin pençesinden kurtarır.
*
 Hayatta hiç kimse tek başına ilerleyemez. Etrafındaki insanları yok ya da birer düşman sayarak var olmak neredeyse imkânsızdır. Bunu başaracak kadar hırslı ya da kötü olmak zaten hayatta mutluluğa çok da önem vermemek anlamına gelir. Haset insanlar bu sebepten hiçbir zaman yeterince mutlu ya da başarılı olamazlar. Onların ellerinden hiçbir güzellik gelmez. Onlar etraflarındaki hiç kimseye fayda sağlamazlar. Bu sebepten de onlara kolay kolay kıymet veren olmaz. Kıymeti az olanın hayatta yeri hep dardır. Çünkü o mutluluğu hak etmediği için kimseden de isteme hakkını kendinden bulamaz.
*
 Sonuçta başkalarının iyiliğini istemeyen, en fazla kendi mutsuzluğu kadarıyla huzura kavuştuğunu sanır. Hayata ve içerisinde var olan insana önem veren, onu desteklemek durumunda olandır. Bunu yapmak yerine hasetlik edense, hayat tarafından en çok dışlanandır.


Özgeçmişi


Yazar 08.08.1979 tarihinde Kırşehir’de doğdu. Yazar öğrenim hayatını anadolunun pek çok şehrinde tamamladı. Son olarak Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünü dördüncü sınıftan terk etmiştir. Bir süre müzisyenlik ve dövüş sanatları eğitmenliği yapmıştır. Yazar iyi derecede bağlama çalmakta ve pek çok farklı dövüş sanatında ustalık seviyesinde yeterliliğe sahiptir. Şu anda özel bir bankada memur olarak da çalışmakta olan yazarın ilk kitabı olan AŞK TANIMLARI (deneme) 2007 yılında, ikinci kitabı KELEBEKLERİN ÖLÜMLÜLÜĞÜ (hikâye) 2009 yılında, üçüncü kitabı ÜNLEMLER (makale) 2011 yılında ve son kitabı olan HER MASAL GEÇMİŞTE YAŞANMIŞTIR (roman) kitabı 2013 yılında yayımlanmıştır. 


İlk Yorum Yapan Siz Olun...
Adınız   :
E-Posta   :
Yorumunuz